Monday, August 27, 2012
Saf
Monday, July 30, 2012
İlişki
Son yazıyı yazalı çok olmuş. Biz üç kadın bu blogu açtığımızda yazmazsak boğulacak durumdaydık. Ben sözde aşklarda savruluyordum. Her hafta bir adam tüketirken, yüreğimden geriye pek de bir şey kalmıyordu.
Ama sonra o çıktı karşıma. Dört ay önce, ansızın, yasakları ve tüm olmazlarıyla.
Klasik hiçbir ilişkiye benzetemeyiz aramızdaki şeyi. Ama yanındayken yüzümden gülümsemem eksik olmuyor. O mutsuz koca adam çocuklaşıyor yanımda. Kendimize bir koruma alanı kuruyoruz.
Herkesin itirazlarına karşın yine de beraber durabiliyoruz. Aşkık değiliz, eh ama yinede seviyoruz.
Friday, March 30, 2012
Sunday, March 4, 2012
Kim Haklıysa

Thursday, February 23, 2012
S-U-S
Monday, February 20, 2012
Toparlama Çabaları
Artık hayatımı düzene sokmaya karar verdim. Çünkü bu gidişat beni bile korkutmaya başladı.Thursday, February 2, 2012
Üç

Monday, January 30, 2012
O Kadın

Tuesday, January 24, 2012
Atom bombası

Monday, January 2, 2012
Uç uç
Tuesday, December 27, 2011
Hayatımın ilk ve tek Kadın'ı
Sunday, December 18, 2011
Complete Strangers
Tuesday, December 13, 2011
How to be a perfect ex-girlfriend
Monday, December 12, 2011
Al beni vur duvara
Sunday, December 11, 2011
Sevda dediğin ufak bir kaza
-Bir daha asla aşık olamayacağım.
Ne de büyük bir yalandı. Aradan pek de bir zaman geçmemişti ki kendini yepyeni bir aşkın içinde buldu. Hiç tanımadığı bir şehre, tanımadığı insanların evine, tanımadığı bir adamın yanına, onla sevmeye gidecekti.
-Hayır, bu ben değilim!
Ne yazık ki seviyordu. O bilinmeyen adama kör kütük tutulmuştu. Sonunda tecavüze uğrayabilir ya da öldürülebilirdi. Ama gitmek istiyordu. Vücudunun her bir noktası gitmesi için yalvarıyordu.
-Kimseye söyleyemem.
Arkadaşları öğrenseler, gitmesine engel olabilirlerdi. Söyleyemezdi. Bir haftasonu sessiz sedasız kaçıp gitmeliydi bu şehirden.
-Ya başıma bir şey gelirse?
Ona güveniyordu. Geçirecekleri güzel zamanlara, kurdukları hayallere, tadına bakmadığı dudaklara, sarıp sarmalayacak ellere, güveniyordu.
-Beni sevmeyecek.
Kendisi hakkında hep kötü şeyler anlatmıştı. Neden hala kendisiyle görüşmek istediğine bile anlam veremiyordu. Çirkindi, öfkeliydi, yaralıydı...
-Gidiyorum.
Sadece bir kaç kişiye söyleyip, gitti. Bir gece vakti. Heyecandan eli kolu titrerken. Çirkinliğinden utanarak. Giydiklerinden, saçından, yüzünden, ellerinden utanarak, gitti.
-Aşık oldum.
İşte her şey bu kadardı. Tek bir bakış. Tek bir öpüş. Sıcacık, güçlü kollar. Aşık olmuştu ona, hem de ilk gördüğü anda.
-Şimdi ne yapacağım?
Nasıl flört edilir bile bilmezken gecenin köründe bir adamın koynunda ne yapacaktı ya. Seviştiler, susamışçasına. O kadar.
-Nasıl ayrılırım?
Beraber geçirdikleri 2 gece, 2 gün. Çabuk bitmişti. Ne yapacaklarını şaşırmışlar ve gidemiyorlardı. Bindi otobüse gitti, arkasında onu bırakarak. Canı nasıl da yanıyordu...
-Ya şimdi?
İşte bir tür ilişkileri var artık. Birbirlerinin sesini duymadan yapamadıkları, bol şiirli, bol kavgalı ve eski sevgililerin gölgesiyle kararmış, garipçe bir ilişki.
-Seviyoruz.
Yılların ardından tek önemli şeyin bu olduğunu sonunda anlamıştı ya. Yetiyordu işte.
-Seviyorum....
Tuesday, November 22, 2011
Küçük kan lekeleri
Masanın örtüsüne takıldı elim. Önce kadehin ağır çekim devrilişini izledim. Şarabımdan kalan son damlalar küçük kan damlaları gibi izler bıraktı örtüde. Saniyenin ,ama o hiç bitmeyen saniyelerden, milyonda birinde kırgınlıklarım, kızgınlıklarım, bu hayatta tekrar ve tekrar tükenişlerim geldi gözümün önüne.
Meğer hiç olmaması gereken kadar sevmişim.
Meğer susacakken konuşmuş, anlatacakken susmuşum.
Meğer ben seni, yani beni, hiç affetmemişim.
Kadehi kaldırdım ve biraz daha şarap doldurdum. Dudaklarımın yavaş yavaş morardığını farkedebiliyorum. Sigara pakedim de bitmek üzere. Ölmeyi tercih etmeme ise sadece birkaç yudum kaldı. Bir sigara yakıyorum ve üflüyorum dumanını göğe ama o duman dönüp dolaşıp gözüme giriyor. Uzun zamandır ağlamadığım kadar içten ağlıyorum. Kisme görmeden, kimse duymadan.
Bu sefer bilerek ve isteyerek dağıtıyorum masayı. Tüm bardaklar kırılana, tüm şarap dökülene kadar. O ilk dökülen bir kaç damla mutlaka silinmeli. Hayır, ben içimin kanadığını kabul etmiyorum.
HAYIR!
İyiyim, iyi olmalıyım, unutmalıyım...
Oracığa sızıveriyorum. Bacağımı cam kırıkları kesiyor, mühüm değil. Dur şuradaki şişeye de bir uzanayım. Gözlerim kapanıyor.
Uyuyorum.


